Herhalde insanı en mutlu eden şeylerden birisi, hayallerinin gerçeğe dönüşmesidir :)Umut, çok sağol abi. Sen olmasan ben bu gitarı rüyamda görmeye devam ederdim herhalde...
blog kılıçtan keskindir.
Bilimkurgunun "3 Büyükleri"nden olan Arthur C. Clarke, dün 90 yaşını devirmiş. Allah daha uzun ömür versin diyoruz. "3 Büyükler"in diğer ikisini merak edenler için yazayım; Robert A. Heinlein ve Isaac Asimov. Bu üçünün kitaplarını okumaya cidden doyum olmaz.
1- Scart soketi. Gerizekalı bir Fransızın akıl ettiği ve sonra standart olan bu soket bir türlü oturmaz yerine, kolayca hasar görür, deli eder beni deli! Sırf bu yüzden Fransızlara kılım!
Bu sene 18.si yapılan festivale, 2.sinden beri giderim. Arada sadece bir kez, Bilkent'te yapıldığı sene gitmedim. Ve ilk kez bu sene konsere yarım saatten biraz fazla dayanabildim ve çıktım. İlk çıkan amcanın ben içeri girdiğimde "Ain't no sunshine when she's gone" çaldığını duyunca kulaklarıma inanamadım. Daha sonra gitarından garip sesler çıkarıp sahnede dans bile diyemeyeceğim şekilde sekerek yürürken insanların delice amcayı alkışlaması beni iyice bitirdi, sabrımın sınırlarını lobide bira içerek zorlarken artık kalabalığa da dayanamaz hale gelince çıktım konserden. Artık bir daha gider miyim, bilemiyorum. Gençliğimizde çok eğlendik bu festivallerde ama artık bizden geçmiş sanırım.
Sonunda Die Hard'larin dördünü birden içeren bir dvd box-set çıktı. Oh be! Artık evde rahatça yayılıp istediğim zaman Die Hard keyfi yapabilirim. Şöyle oturup sıradan izleyince farkettim ki, favorim üçüncü filmmiş. Hepsini eşit derecede seviyorum sanıyordum, yanılıyormuşum meğerse. Yürü be McClane, kim tutar seni!

Nihayet. Bu filmin dvd'sinin çıkmasını o kadar uzun süredir bekliyordum ki. Sonunda çıktı ve anında Amazon'dan sipariş verdim. Ah gelse de izlesem.
Her sabah ilk yaptığım işlerden birisi Emin Çölaşan'ı okumaktı. Bugün Hürriyet'ten kovulduğunu öğrendim. Zaten geçen hafta yazması gereken bir gün gazetede yazısı çıkmayıp, ertesi gün kendisi de bir açıklama yapmayınca "garip bir durum" diye düşünmüştüm. Demek ki bu kovulma olayının ayak sesleriymiş.
Dut bence yeryüzündeki en kaprisli, en kendini beğenmiş meyvedir. Kaprisli olma hakkını muhteşem tadından alır zaten. Kendi canı istediği zaman birkaç haftalığına gelir ve sonra çeker gider. O olmadığı zaman canınız çekmiş, özlemişsiniz, hiiiiç umrunda olmaz. Elma gibi şerefsiz ve yalaka bir meyve değildir yani, her zaman bulunmaz.
Efendim, adını hatırlayamadığım bir Profesör, "Doğada kusursuz bir doğru (çizgi) yoktur, doğruyu insan yaratmıştır" buyurmuş. Bir süre önce bir yerlerde okumuştum.
Geçen hafta hastalanıp birkaç gün evde yattım. İnsan hasta olunca birşey yapası gelmiyor. O yüzden tv açık, ben uzanmış durumda ve karşımda her geçen dakika büyüyen kullanılmış selpak yığınına, bir bahar öğleden sonrası çimenlere uzanıp bulutların şeklini birşeylere benzetmeye çalışan çocuk edası ile bakarken, bir yandan da zapping yapıyordum. Dream TV'de Hayko Cepkin canlı performansına denk geldim. Daha önce bu elemanla herhangi bir alakam olmamıştı, evimin dibindeki Overall'da ve Beytepe'de dersimin olduğu bir akşam konserler vermesine rağmen gidip izlemek aklımın ucundan bile geçmemişti.
4 günlük İsviçre Open dart turnuvası gezisi gayet keyifli geçti, sağ sağlim gittik geldik. Geçen sene katıldığımız Macaristan Open'a göre çok daha sert bir turnuvaydı. TV'de izlediğimiz, Lakeside'da oynayan en az bir düzine adam vardı. Gezinin benim için en güzel taraflarından birisi elbette bol bol Smirnoff Ice içebilmekti (hastasıyım). Sonuç olarak dart güzel, Zurih güzel, Smirnoff Ice güzel, yine gelecek ben.
Yaşasın! İlk Fallout 3 teaser çıktı nihayet! Oyun 2009'da gelir diye bekliyordum ama 2008 Sonbahar diyor teaser'ın sonunda.
Dün akşam Ulus'daki patlamayı öğrenip tv'de görüntüleri izleyince herkes gibi benim de moralim fena bozuldu.
Medyada bir 367 tartışmasıdır gidiyor, şu aralar sürekli CHP'nin Anayasa Mahkemesi'nde açtığı dava konuşuluyor. Birçok yerde "ne olur?", "nasıl?", "kim haklı?", "hö?" gibi anketler var.
23 Nisan'daki 3 günlük tatilimi sadece aile ziyaretlerine ve kendime ayırdım. Haliyle gayet keyifli geçti. Kendime ayırdım dediğim de işte ders falan çalışmayıp bol bol oyun oynadım. Geometry Wars'da 500.000'i geçmenin, Rainbow Six: Vegas'da Master of Ceremonies achievement'ini açmanın (oh be!), Table Tennis'de medium zorluktaki turnuvayı birincilikle bitirmenin haklı gururunu yaşadım. Dinlendim, kendime geldim.