Pages

Ads 468x60px

25 Haziran 2008

Buzzz gibi!

NASA, Phoenix'in Mars'da buz bulduğunu resmen açıkladı. Gerçi orada olduğunu neredeyse biliyorduk ama artık kesinlikle eminiz.

Şimdi buz olduğuna göre, Mars'da biraz peynir ve kavun da bulunursa, rakıları kapıp rahatça gidebiliriz oraya artık.

17 Mart 2008

Ketenpere

Genelde kendimi uyanık bir insan olarak görmeme rağmen hayatımda en çok güldüğüm tufaya bugün, çok sevdiğim iki insan tarafından düşürüldüm.

Hala aklıma geldikçe gülüyorum.

Ben - Ne içerdiniz?
X - Kahve
Y - Su
Z - Kahve
Ben - (içimden) E viski vardı???

16 Mart 2008

Gençliğe Hitabe

Ey Türk gençliği ! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti'ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahilî ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve Cumhuriyet'i müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

Mustafa Kemal Atatürk
20 Ekim 1927

13 Mart 2008

Kamuran

Kamuran ile tanışın. Evimi paylaştığım yeni arkadaşım. Kendisi bir Brachypelma Smithi olup çoğumuzun bildiği adıyla bir Tarantula. Şu anda yavru henüz ama şimdiden birbirimize pek bi alıştık. Elimde büyüyor kerata.

Büyüdüğü zaman şöyle olacak.

MSc

Mezun oldum! Mezun oldum! Heyoooo!
Canım çıktı ama bitti sonunda...
Oh be!
Ehem, aslinda mezun olalı bir ay kadar oldu.
Blog'u nasıl salladığımın ispatı bu da.
2 aydır birşey yazmamışım, peeeh...

Rhea

Geçtiğimiz günlere kadar Güneş Sistemi'ndeki en favori uydum Titan'dı. Ancak birkac gün önce NASA, Saturn'un uydusu Rhea'da, Saturn'dekilere benzer halkalar bulunduğunu kesin olarak açıkladı.

Bravo Rhea, beni bu kadar şaşırtıp heyecanlandırdığın için artık kalbimde bir numaralı uydusun.

19 Ocak 2008

My name is Bruce

En sevdiğim aktör olan Bruce Campbell'in yeni filmi. Çok uzun zamandır bir film için bu kadar heyecanlanmamıştım. Heyecanla bekliyorum, lütfen gelsin artık, dayanamıyorum! Eğer daha önce Bruce Campbell'ın herhangi bir filmini izlemediyseniz, çok ayıp çok. Hele Evil Dead 2'yi izlemediyseniz, daha ciddi bir ayıp. Bir insan nasıl Evil Dead 2'yi izlemez ya! Yazık valla...

Hava temizleyici

Bu tür aletlerin para tuzağı olduğunu düşünürdüm her zaman. Fakat evdeki sigara dumanı ve kokusu artık rahatsız edici boyutlara ulaştığından (final döneminde biraz abarttım sanırım) bir arkadaşın tavsiyesiyle Tchibo'dan bu aleti aldım. Kendisi şu anda evin en saygı duyulan ve sevilen cihazlarından birisi. Salonda ne duman ne de koku kaldı, hava sürekli mis gibi. Keşke daha önce bulup alsaymışım bu cihazı. Eğer sizin de evinizde benzeri sorunlar varsa iyonize hava temizleyicilere bir şans verin derim.

Murat

Alçak Murat blog yazmaya başlamış. Hem de ne güzel yazıyo, sinir oldum, feci kıskandım. Kaçırmayın, mutlaka okuyun. Umarım çoğu insan gibi bir süre sonra sıkılıp bırakmaz, bizi yazılarından mahrum etmez. Hastasıyız hem kendisinin hem de yazdıklarının.

Hayatımın aşkı

Herhalde insanı en mutlu eden şeylerden birisi, hayallerinin gerçeğe dönüşmesidir :)
Umut, çok sağol abi. Sen olmasan ben bu gitarı rüyamda görmeye devam ederdim herhalde...

17 Aralık 2007

Arthur C. Clarke

Bilimkurgunun "3 Büyükleri"nden olan Arthur C. Clarke, dün 90 yaşını devirmiş. Allah daha uzun ömür versin diyoruz. "3 Büyükler"in diğer ikisini merak edenler için yazayım; Robert A. Heinlein ve Isaac Asimov. Bu üçünün kitaplarını okumaya cidden doyum olmaz.

Şimdi bu haberi okuyunca, bilimkurgu sevdamın nasıl başladığını daha önce yazmadığımı farkettim. Kaç yaşındaydım acaba, ortaokulda falandım herhalde, Alanya'da tatildeyken yanımda götürdüğüm kitaplarım bitti. Ben de çıkıp o zaman küçük bir kasaba olan Alanya'da kitapçı aramaya başladım. Şimdiki Alanya nerdeee, sadece ufak bir kırtasiyede bir miktar kitap satıldığını görüp içeri daldım. Kitaplardan birisi bir Asimov kitabıydı; "Galaksi Şeytanları". Yazarı daha önce hiç duymamıştım ama kitap ilginç geldi. Kitabı alıp eve geldim ve su gibi okuyup bitirdim. Nasıl bir keyif almıştım, kelimelerle ifade edilemez...

Ankara'ya döndükten sonra ilk işim Kızılay'da kitapçıları ve sahafları gezip Asimov kitapları toplamak oldu. Eve torbalar dolusu kitapla dönüp odama kapanıp hepsini okudum. Asimov'lar bitince diğer bilimkurgu yazarlarını keşfe çıktım. Artık sahaf gezmek benim için en eğlenceli aktivitelerden birisi olmuştu. Hele başka bir şehirdeysem ve bir sahafa rastlamışsam, oh, değmeyin keyfime. Özellikle küçük yerlerdeki sahaflarda ne hazineler keşfettim bilemezsiniz. Böyle yıllarca uğraşa didine 1953'den beri ülkemizde yayınlanan hemen her bilimkurgu kitabını kütüphaneme kattım ve kendiliğinden muhteşem bir kolleksiyon ortaya çıktı. Herhalde hayatımda en gurur duyduğum şeylerden birisidir bu kolleksiyon.

Vay be, bir doğumgünü haberi insanın aklına neler getiriyor, bir dolu anıyı nasıl da canlandırıyor.

Akşam eve gidince şu kitaplarımı bi sevip okşayayım en iyisi, özledim aniden kerataları.

05 Aralık 2007

Sinir olduğum şeyler

1- Scart soketi. Gerizekalı bir Fransızın akıl ettiği ve sonra standart olan bu soket bir türlü oturmaz yerine, kolayca hasar görür, deli eder beni deli! Sırf bu yüzden Fransızlara kılım!

2- Eline bir cd kutusu alınca direk açıp, içindeki cd'yi çıkarıp arkasına bakanlar. Olm niye yapıyosunuz lan bunu? Gözünüzde lazer mi var, o cd'yi çıkarıp arkasına bakınca ne görmeyi umuyorsunuz??? Hasta mısınız ya?!

3- Kafası çalışmayan insanlar. Hele ki bu insanların saçma muhabbetini dinlemek zorunda kalmak. Allahım tam bir işkence!

4- Trafikte hayvanlaşanlar. Olm deli misiniz, gideceğiniz yere 3-5 dk geç gitseniz, yayalara yol verseniz, sarı ışıkta kornaya asılmasanız, direksiyon başında insanlığınızı kaybetmeseniz ölür müsünüz? Nedir?

5- Birkaç kuruş için herşeyi yapan dolmuş şoförleri. Hele bir tanesi var ki, arada denk geliyorum, bir insanın suratından kötülük akar mı kardeşim? Bundan akıyor işte!

6- Güzel şehrim Ankara'yı yaşanmaz hale getiren belediye başkanı Melih Gökçek.

28 Kasım 2007

Efes Blues Festivali

Bu sene 18.si yapılan festivale, 2.sinden beri giderim. Arada sadece bir kez, Bilkent'te yapıldığı sene gitmedim. Ve ilk kez bu sene konsere yarım saatten biraz fazla dayanabildim ve çıktım. İlk çıkan amcanın ben içeri girdiğimde "Ain't no sunshine when she's gone" çaldığını duyunca kulaklarıma inanamadım. Daha sonra gitarından garip sesler çıkarıp sahnede dans bile diyemeyeceğim şekilde sekerek yürürken insanların delice amcayı alkışlaması beni iyice bitirdi, sabrımın sınırlarını lobide bira içerek zorlarken artık kalabalığa da dayanamaz hale gelince çıktım konserden. Artık bir daha gider miyim, bilemiyorum. Gençliğimizde çok eğlendik bu festivallerde ama artık bizden geçmiş sanırım.

Yippee-ki-yay Motherf*cker!

Sonunda Die Hard'larin dördünü birden içeren bir dvd box-set çıktı. Oh be! Artık evde rahatça yayılıp istediğim zaman Die Hard keyfi yapabilirim. Şöyle oturup sıradan izleyince farkettim ki, favorim üçüncü filmmiş. Hepsini eşit derecede seviyorum sanıyordum, yanılıyormuşum meğerse. Yürü be McClane, kim tutar seni!

05 Ekim 2007

Dean From Hell


Birkaç ay önce yine müzik damarım kabardı ve bir Cort X5 ile Randall Microcube alıp çalmaya başladım. Çok özlemişim, o yüzden arada çalmayı bıraktığım zamanlara üzüldüm. Ama çok da hamlamamışım, ona da sevindim.

Yukarıdaki gitar ise hayallerimi süsleyen, hatta rüyama giren (cidden) gitar. En sevdiğim gitarist olan Dimebag Darrell'in (R.I.P.) kullandığı Dean From Hell. Bu gitara bayıldım, kudurdum, delirdim. Ancak cennet vatarımda US fiyatının 2 katına satıldığını ithalatçısından öğrenince bu sefer başka türlü delirdim.

Dean From Hell, umarım bir gün bir şekilde kavuşacağım sana.
Bekle beni.

12:01

Nihayet. Bu filmin dvd'sinin çıkmasını o kadar uzun süredir bekliyordum ki. Sonunda çıktı ve anında Amazon'dan sipariş verdim. Ah gelse de izlesem.

İlginçtir, bazı filmler çok garip etkiliyor beni. Tekrar tekrar izleyesim geliyor, her seferinde de mutlu oluyorum. 12:01 de onlardan birisi işte.

Hadi Postacı Amca yaaa, hadi yaaa, ufff...

29 Ağustos 2007

Bulmaca

İki resim arasındaki 6 farkı bulunuz.

19 Ağustos 2007

Ağırlık Merkezi

Moda, insanın kendisine yakışanı yemesidir.

Çok kilo aldım yine yaaa...

15 Ağustos 2007

Emin Çölaşan

Her sabah ilk yaptığım işlerden birisi Emin Çölaşan'ı okumaktı. Bugün Hürriyet'ten kovulduğunu öğrendim. Zaten geçen hafta yazması gereken bir gün gazetede yazısı çıkmayıp, ertesi gün kendisi de bir açıklama yapmayınca "garip bir durum" diye düşünmüştüm. Demek ki bu kovulma olayının ayak sesleriymiş.

Medyanın seçimden sonra başlayan AKP yalakalığının son noktası bu oldu, daha neler göreceğiz bakalım.

Bu adreste Çölaşan'ın son yazısını okuyabilirsiniz. Yazıdaki dergi kapaklarını dikkatlice incelemenizi tavsiye ederim.

En kısa zamanda yazılarına kavuşmayı diliyorum.

12 Temmuz 2007

Live Blogging

Efenim, "Live Blogging" kavramını ilk duyduğumda "a-ha! bunu ben de yapmalıyım!" demiştim, kısmet bugüneymiş.

"Live Blogging" blog sayfaniza o anda yasadiginiz bir olayi sizi okuyanlara aninda, gercek zamanli olarak aktarmak demekmiş.

Şu anda Kaş'da bir plajda, arkadaşımın dizüstü bilgisayarını kullanıyorum. Üzerimde sadece bir mayo, yanimda buz gibi bir Efes, sıcak ama hafif esintili bir hava, monitorun hemen ustunde sadece gözlerimi oynatarak gorebildigim deniz ve bir dolu arkadasla beraber keyifli bir tatil suruyorum. Tek keyifsiz olan su anda karsimda kendi bilgisayarinda proje cizen Secil, oflayip pufluyor surekli, ehehhe. (bunlari yazdigimi soyledigimde "kafani kirmak istiyorum senin!" dedi, hihihihi)

Bir geek icin cehennem, internet'ten uzak kalmaktir (bu benim lafim, tarihe gecsin lutfen). Haliyle tatilin Alanya ayaginda internet'ten uzak kaldigim icin biraz keyifsizdim ama su anda xbox360fanboy.com adresinde son E3 haberlerini okudum, keyfim yerinde. Tek derdim msn'i actim ama baglanti rezil oldugu icin insanlara attigim mesajlar yerine ulasmiyor.

"Bi dolu arkadas" derken bu sene tatilin Kaş ayagina 16 kişi geldigimizi eklemek istiyorum. Ankara'da surekli gorustugumuz ve kafa dengi bir dolu arkadasla beraberim yani. Kaptan, Toros, Secil, Doktor, Pınar, Baler, Aslı, Bahadır, Sibel, Ali, Özge, Cengo, Tora Bora, Toğkan, Ceyda ve bendeniz. Geçen seneki kadroya gore bayaa bi genislemis durumdayiz anlayacaginiz.

Bu yaziyi bitirdikten sonra birami bitirip, koşarak denize dalicam. "of puf" diye (deniz yatagi olmadigi icin) 5 dk sonra yorulup geri ciktiktan sonra yeni bir bira soyleyip ya kitabima gomulucem ya da okey oynamak icin birilerini ayarticam.

Sonuc olarak, tatil güzel şey be!
 

Sample text

Sample Text

Sample Text

Kendi halinde, sıradan, hayatın koşturmacası içinde yuvarlanıp giden, çocuk ruhlu ve hiç büyümek istemeyen bir adam burada içini döküyor...