Bugün Tunguska Olayı'nın 100. yıldönümü.
30 Haziran 2008
25 Haziran 2008
Adidas
Fidel'cim,Nasılsın, iyi misin? Ne zamandır ortada görünmüyorsun diye meraklanıyordu insanlar, ama seni iyi gördük maşallah. Yaşlılık normal, insan yıpranıyor tabi yıllar geçtikçe. Sen bol yoğurt ye, iyi gelir bünyeye.
Yalnız Fidel'im, o Adidas ne üzerindeki? Oldu mu şimdi? Yakıştı mı sana? Hmm?
Olmadı be Fidel'im, olmadı...
Buzzz gibi!
17 Mart 2008
16 Mart 2008
Gençliğe Hitabe
Ey Türk gençliği ! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti'ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahilî ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve Cumhuriyet'i müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!
Mustafa Kemal Atatürk
20 Ekim 1927
20 Ekim 1927
13 Mart 2008
MSc
19 Ocak 2008
My name is Bruce
En sevdiğim aktör olan Bruce Campbell'in yeni filmi. Çok uzun zamandır bir film için bu kadar heyecanlanmamıştım. Heyecanla bekliyorum, lütfen gelsin artık, dayanamıyorum! Eğer daha önce Bruce Campbell'ın herhangi bir filmini izlemediyseniz, çok ayıp çok. Hele Evil Dead 2'yi izlemediyseniz, daha ciddi bir ayıp. Bir insan nasıl Evil Dead 2'yi izlemez ya! Yazık valla...
Hava temizleyici
Bu tür aletlerin para tuzağı olduğunu düşünürdüm her zaman. Fakat evdeki sigara dumanı ve kokusu artık rahatsız edici boyutlara ulaştığından (final döneminde biraz abarttım sanırım) bir arkadaşın tavsiyesiyle Tchibo'dan bu aleti aldım. Kendisi şu anda evin en saygı duyulan ve sevilen cihazlarından birisi. Salonda ne duman ne de koku kaldı, hava sürekli mis gibi. Keşke daha önce bulup alsaymışım bu cihazı. Eğer sizin de evinizde benzeri sorunlar varsa iyonize hava temizleyicilere bir şans verin derim.
Murat
Alçak Murat blog yazmaya başlamış. Hem de ne güzel yazıyo, sinir oldum, feci kıskandım. Kaçırmayın, mutlaka okuyun. Umarım çoğu insan gibi bir süre sonra sıkılıp bırakmaz, bizi yazılarından mahrum etmez. Hastasıyız hem kendisinin hem de yazdıklarının.
Hayatımın aşkı
17 Aralık 2007
Arthur C. Clarke
Bilimkurgunun "3 Büyükleri"nden olan Arthur C. Clarke, dün 90 yaşını devirmiş. Allah daha uzun ömür versin diyoruz. "3 Büyükler"in diğer ikisini merak edenler için yazayım; Robert A. Heinlein ve Isaac Asimov. Bu üçünün kitaplarını okumaya cidden doyum olmaz.Şimdi bu haberi okuyunca, bilimkurgu sevdamın nasıl başladığını daha önce yazmadığımı farkettim. Kaç yaşındaydım acaba, ortaokulda falandım herhalde, Alanya'da tatildeyken yanımda götürdüğüm kitaplarım bitti. Ben de çıkıp o zaman küçük bir kasaba olan Alanya'da kitapçı aramaya başladım. Şimdiki Alanya nerdeee, sadece ufak bir kırtasiyede bir miktar kitap satıldığını görüp içeri daldım. Kitaplardan birisi bir Asimov kitabıydı; "Galaksi Şeytanları". Yazarı daha önce hiç duymamıştım ama kitap ilginç geldi. Kitabı alıp eve geldim ve su gibi okuyup bitirdim. Nasıl bir keyif almıştım, kelimelerle ifade edilemez...
Ankara'ya döndükten sonra ilk işim Kızılay'da kitapçıları ve sahafları gezip Asimov kitapları toplamak oldu. Eve torbalar dolusu kitapla dönüp odama kapanıp hepsini okudum. Asimov'lar bitince diğer bilimkurgu yazarlarını keşfe çıktım. Artık sahaf gezmek benim için en eğlenceli aktivitelerden birisi olmuştu. Hele başka bir şehirdeysem ve bir sahafa rastlamışsam, oh, değmeyin keyfime. Özellikle küçük yerlerdeki sahaflarda ne hazineler keşfettim bilemezsiniz. Böyle yıllarca uğraşa didine 1953'den beri ülkemizde yayınlanan hemen her bilimkurgu kitabını kütüphaneme kattım ve kendiliğinden muhteşem bir kolleksiyon ortaya çıktı. Herhalde hayatımda en gurur duyduğum şeylerden birisidir bu kolleksiyon.
Vay be, bir doğumgünü haberi insanın aklına neler getiriyor, bir dolu anıyı nasıl da canlandırıyor.
Akşam eve gidince şu kitaplarımı bi sevip okşayayım en iyisi, özledim aniden kerataları.
05 Aralık 2007
Sinir olduğum şeyler
1- Scart soketi. Gerizekalı bir Fransızın akıl ettiği ve sonra standart olan bu soket bir türlü oturmaz yerine, kolayca hasar görür, deli eder beni deli! Sırf bu yüzden Fransızlara kılım!2- Eline bir cd kutusu alınca direk açıp, içindeki cd'yi çıkarıp arkasına bakanlar. Olm niye yapıyosunuz lan bunu? Gözünüzde lazer mi var, o cd'yi çıkarıp arkasına bakınca ne görmeyi umuyorsunuz??? Hasta mısınız ya?!
3- Kafası çalışmayan insanlar. Hele ki bu insanların saçma muhabbetini dinlemek zorunda kalmak. Allahım tam bir işkence!
4- Trafikte hayvanlaşanlar. Olm deli misiniz, gideceğiniz yere 3-5 dk geç gitseniz, yayalara yol verseniz, sarı ışıkta kornaya asılmasanız, direksiyon başında insanlığınızı kaybetmeseniz ölür müsünüz? Nedir?
5- Birkaç kuruş için herşeyi yapan dolmuş şoförleri. Hele bir tanesi var ki, arada denk geliyorum, bir insanın suratından kötülük akar mı kardeşim? Bundan akıyor işte!
6- Güzel şehrim Ankara'yı yaşanmaz hale getiren belediye başkanı Melih Gökçek.
28 Kasım 2007
Efes Blues Festivali
Bu sene 18.si yapılan festivale, 2.sinden beri giderim. Arada sadece bir kez, Bilkent'te yapıldığı sene gitmedim. Ve ilk kez bu sene konsere yarım saatten biraz fazla dayanabildim ve çıktım. İlk çıkan amcanın ben içeri girdiğimde "Ain't no sunshine when she's gone" çaldığını duyunca kulaklarıma inanamadım. Daha sonra gitarından garip sesler çıkarıp sahnede dans bile diyemeyeceğim şekilde sekerek yürürken insanların delice amcayı alkışlaması beni iyice bitirdi, sabrımın sınırlarını lobide bira içerek zorlarken artık kalabalığa da dayanamaz hale gelince çıktım konserden. Artık bir daha gider miyim, bilemiyorum. Gençliğimizde çok eğlendik bu festivallerde ama artık bizden geçmiş sanırım.
Yippee-ki-yay Motherf*cker!
Sonunda Die Hard'larin dördünü birden içeren bir dvd box-set çıktı. Oh be! Artık evde rahatça yayılıp istediğim zaman Die Hard keyfi yapabilirim. Şöyle oturup sıradan izleyince farkettim ki, favorim üçüncü filmmiş. Hepsini eşit derecede seviyorum sanıyordum, yanılıyormuşum meğerse. Yürü be McClane, kim tutar seni!
05 Ekim 2007
Dean From Hell

Birkaç ay önce yine müzik damarım kabardı ve bir Cort X5 ile Randall Microcube alıp çalmaya başladım. Çok özlemişim, o yüzden arada çalmayı bıraktığım zamanlara üzüldüm. Ama çok da hamlamamışım, ona da sevindim.
Yukarıdaki gitar ise hayallerimi süsleyen, hatta rüyama giren (cidden) gitar. En sevdiğim gitarist olan Dimebag Darrell'in (R.I.P.) kullandığı Dean From Hell. Bu gitara bayıldım, kudurdum, delirdim. Ancak cennet vatarımda US fiyatının 2 katına satıldığını ithalatçısından öğrenince bu sefer başka türlü delirdim.
Dean From Hell, umarım bir gün bir şekilde kavuşacağım sana.
Bekle beni.
12:01
Nihayet. Bu filmin dvd'sinin çıkmasını o kadar uzun süredir bekliyordum ki. Sonunda çıktı ve anında Amazon'dan sipariş verdim. Ah gelse de izlesem.İlginçtir, bazı filmler çok garip etkiliyor beni. Tekrar tekrar izleyesim geliyor, her seferinde de mutlu oluyorum. 12:01 de onlardan birisi işte.
Hadi Postacı Amca yaaa, hadi yaaa, ufff...
29 Ağustos 2007
19 Ağustos 2007
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






