Pages

Ads 468x60px

29 Ağustos 2007

Bulmaca

İki resim arasındaki 6 farkı bulunuz.

19 Ağustos 2007

Ağırlık Merkezi

Moda, insanın kendisine yakışanı yemesidir.

Çok kilo aldım yine yaaa...

15 Ağustos 2007

Emin Çölaşan

Her sabah ilk yaptığım işlerden birisi Emin Çölaşan'ı okumaktı. Bugün Hürriyet'ten kovulduğunu öğrendim. Zaten geçen hafta yazması gereken bir gün gazetede yazısı çıkmayıp, ertesi gün kendisi de bir açıklama yapmayınca "garip bir durum" diye düşünmüştüm. Demek ki bu kovulma olayının ayak sesleriymiş.

Medyanın seçimden sonra başlayan AKP yalakalığının son noktası bu oldu, daha neler göreceğiz bakalım.

Bu adreste Çölaşan'ın son yazısını okuyabilirsiniz. Yazıdaki dergi kapaklarını dikkatlice incelemenizi tavsiye ederim.

En kısa zamanda yazılarına kavuşmayı diliyorum.

12 Temmuz 2007

Live Blogging

Efenim, "Live Blogging" kavramını ilk duyduğumda "a-ha! bunu ben de yapmalıyım!" demiştim, kısmet bugüneymiş.

"Live Blogging" blog sayfaniza o anda yasadiginiz bir olayi sizi okuyanlara aninda, gercek zamanli olarak aktarmak demekmiş.

Şu anda Kaş'da bir plajda, arkadaşımın dizüstü bilgisayarını kullanıyorum. Üzerimde sadece bir mayo, yanimda buz gibi bir Efes, sıcak ama hafif esintili bir hava, monitorun hemen ustunde sadece gözlerimi oynatarak gorebildigim deniz ve bir dolu arkadasla beraber keyifli bir tatil suruyorum. Tek keyifsiz olan su anda karsimda kendi bilgisayarinda proje cizen Secil, oflayip pufluyor surekli, ehehhe. (bunlari yazdigimi soyledigimde "kafani kirmak istiyorum senin!" dedi, hihihihi)

Bir geek icin cehennem, internet'ten uzak kalmaktir (bu benim lafim, tarihe gecsin lutfen). Haliyle tatilin Alanya ayaginda internet'ten uzak kaldigim icin biraz keyifsizdim ama su anda xbox360fanboy.com adresinde son E3 haberlerini okudum, keyfim yerinde. Tek derdim msn'i actim ama baglanti rezil oldugu icin insanlara attigim mesajlar yerine ulasmiyor.

"Bi dolu arkadas" derken bu sene tatilin Kaş ayagina 16 kişi geldigimizi eklemek istiyorum. Ankara'da surekli gorustugumuz ve kafa dengi bir dolu arkadasla beraberim yani. Kaptan, Toros, Secil, Doktor, Pınar, Baler, Aslı, Bahadır, Sibel, Ali, Özge, Cengo, Tora Bora, Toğkan, Ceyda ve bendeniz. Geçen seneki kadroya gore bayaa bi genislemis durumdayiz anlayacaginiz.

Bu yaziyi bitirdikten sonra birami bitirip, koşarak denize dalicam. "of puf" diye (deniz yatagi olmadigi icin) 5 dk sonra yorulup geri ciktiktan sonra yeni bir bira soyleyip ya kitabima gomulucem ya da okey oynamak icin birilerini ayarticam.

Sonuc olarak, tatil güzel şey be!

26 Haziran 2007

Dut

Dut bence yeryüzündeki en kaprisli, en kendini beğenmiş meyvedir. Kaprisli olma hakkını muhteşem tadından alır zaten. Kendi canı istediği zaman birkaç haftalığına gelir ve sonra çeker gider. O olmadığı zaman canınız çekmiş, özlemişsiniz, hiiiiç umrunda olmaz. Elma gibi şerefsiz ve yalaka bir meyve değildir yani, her zaman bulunmaz.

O yüzden şu aralar yediniz yediniz, yoksa seneye kadar beklersiniz.

Doğada doğru çizgi

Efendim, adını hatırlayamadığım bir Profesör, "Doğada kusursuz bir doğru (çizgi) yoktur, doğruyu insan yaratmıştır" buyurmuş. Bir süre önce bir yerlerde okumuştum.

Valla övünmek gibi olmasın ama kendimde sevdiğim çok az özellikten birisi (hemen hiçbir özelliğimi sevmem aslında), söylenenleri olduğu gibi hemen kabul etmemektir. Önce bi tartmak, düşünmek, mantık süzgecinden geçirmek, daha sonra gerekirse kabul etmek lazım.

Haliyle böyle iddialı bir laf üzerine bir süre düşündükten sonra doğada tek bir doğru çizgi olmadığına inandım. Çünkü 3 tane kusursuz doğru bulmuştum;

1- Bulutların arasından sızan ışık demeti. Işık düz bir hatta ilerledigi için sınırları kusursuz bir doğrudur.
2- Bir örümceğin bir yerden diğerine çektiği gergin bir tel ağ. Gergin olduğu sürece bir doğrudur.
3- Gece gökyüzünde atmosfere giren bir meteorun arkasında bıraktığı çizgi bir doğrudur.

Aklıma başka gelmedi, siz bulursanız yazın, öğrenelim.

Profesörün adını sanını ya da yazıyı nerde okuduğumu bi hatırlasam e-mail atıcam ama yok maalesef. "Kardeşim kahvede okey oynarken muhabbet etmiyorsun, bi düşün taşın, ondan sonra konuş akademik camiada!" diycem ama Amerikalı Profesör nerden bilsin kahvede okey muhabbetini.

Hayko Cepkin

Geçen hafta hastalanıp birkaç gün evde yattım. İnsan hasta olunca birşey yapası gelmiyor. O yüzden tv açık, ben uzanmış durumda ve karşımda her geçen dakika büyüyen kullanılmış selpak yığınına, bir bahar öğleden sonrası çimenlere uzanıp bulutların şeklini birşeylere benzetmeye çalışan çocuk edası ile bakarken, bir yandan da zapping yapıyordum. Dream TV'de Hayko Cepkin canlı performansına denk geldim. Daha önce bu elemanla herhangi bir alakam olmamıştı, evimin dibindeki Overall'da ve Beytepe'de dersimin olduğu bir akşam konserler vermesine rağmen gidip izlemek aklımın ucundan bile geçmemişti.

Fakat o akşam, sonradan 2. albümünde olduğunu öğrendiğim şarkıları söylemeye başlayınca (toplamda 6 parça dinledim) gözlerim ve kulaklarım hemen açıldı. Ve geçenlerde uzun zamandan beri ilk defa bir yerli albüm aldım.

Özellikle müzik gibi bir konuda önyargılı olmamak lazımmış demek ki. Hayko Cepkin'in ilk albümünü bilemem ancak biraz heavy metal altyapınız varsa, ikinci albümüne bir şans verin derim. (Heavy metal mi? Hayko Cepkin mi? Evet, doğru.)

Müzik demişken, bu aralar Underworld, Daft Punk ve Groove Armada geldi/geliyor İstanbul'a ve ben hiçbirine gidemedim. Tüh be.

07 Haziran 2007

İsviçre

4 günlük İsviçre Open dart turnuvası gezisi gayet keyifli geçti, sağ sağlim gittik geldik. Geçen sene katıldığımız Macaristan Open'a göre çok daha sert bir turnuvaydı. TV'de izlediğimiz, Lakeside'da oynayan en az bir düzine adam vardı. Gezinin benim için en güzel taraflarından birisi elbette bol bol Smirnoff Ice içebilmekti (hastasıyım). Sonuç olarak dart güzel, Zurih güzel, Smirnoff Ice güzel, yine gelecek ben.

Oh be!

Son final ile nihayet dönem sona erdi. En zor derslerin olduğu, en sıkıcı, en yorucu, en bayık ve herşeyin "en"i bir dönemi sağ sağlim, tüm derslerden geçerek atlattım.

Ha gayret, sadece 1 dönem kaldı...

Fallout 3 teaser

Yaşasın! İlk Fallout 3 teaser çıktı nihayet! Oyun 2009'da gelir diye bekliyordum ama 2008 Sonbahar diyor teaser'ın sonunda.

Bunu bile izlediğimde tüylerim diken diken oldu, oyun çıkınca oturur ağlarım herhalde...

Bethesda'nın hastasıyız!

23 Mayıs 2007

Ulus

Dün akşam Ulus'daki patlamayı öğrenip tv'de görüntüleri izleyince herkes gibi benim de moralim fena bozuldu.

Şuna kimse dikkat etti mi bilmiyorum, patlama cumhuriyetin kurulduğu ilk meclis binasına yaklaşık 100-150 mt kadar uzaklıkta oldu. Cumhuriyet kurulurken başta Mustafa Kemal olmak üzere o mecliste olanlar acaba sene 2007 olunca ülkenin bu hale gelebileceğini hiç akıllarından geçirmişler midir.

Ne kadar acı bir durumdayız aslında.

01 Mayıs 2007

Oku len!

Medyada bir 367 tartışmasıdır gidiyor, şu aralar sürekli CHP'nin Anayasa Mahkemesi'nde açtığı dava konuşuluyor. Birçok yerde "ne olur?", "nasıl?", "kim haklı?", "hö?" gibi anketler var.

Öyle büyük çaplı bir anket yapma imkanım olsa, insanlara direk şunu sorardım; "Bu tartışma ortaya çıktığında, Anayasa'nın ilgili maddesini açıp okudunuz mu?"

Yapılacak iş sadece Google'a Anayasa yazmak, gelen ilk TBMM linkine girip 102. maddenin 3. paragrafını okumak. Kısacık bişey zaten. Toplamda 2-3 dk. alacak bir eylem.

İnsanlar okumadan düşünmeye çalışıyorlar, o yüzden boş konuşuyorlar, ortaya saçma sapan fikirler atıyorlar. Ben de kendilerine acıyarak ve üzülerek bakıyorum.

Bazen insanlara bir Kadir İnanır edasıyla "Oku len!" diye bağırıp bi tokat (şak!) atmak istiyorum.

25 Nisan 2007

Tatil zanlısı

23 Nisan'daki 3 günlük tatilimi sadece aile ziyaretlerine ve kendime ayırdım. Haliyle gayet keyifli geçti. Kendime ayırdım dediğim de işte ders falan çalışmayıp bol bol oyun oynadım. Geometry Wars'da 500.000'i geçmenin, Rainbow Six: Vegas'da Master of Ceremonies achievement'ini açmanın (oh be!), Table Tennis'de medium zorluktaki turnuvayı birincilikle bitirmenin haklı gururunu yaşadım. Dinlendim, kendime geldim.

Şimdi yeri gelmişken biraz Rainbow Six: Vegas'dan bahsetmek istiyorum. Multiplayer oyunlardan en son Counter Strike çıktığı zaman keyif almıştım, düşünün kaç sene olmuş. Nihayet bir oyunla o tadı tekrar yakaladım. Hemen her akşam muhabbeti güzel, aklı başında ve yaşıtımız insanlarla toplanıp güzel güzel oyunumuzu oynuyoruz. Bu sayede nasıl rahatlıyorum, stres atıyorum anlatamam. Baktık takım olarak gayet güzel hareket ediyoruz, yabancıları da güzelce pataklıyoruz, dedik gamebattles.com'da bir klan kuralım ve diğer klanlarla ciddi ciddi kapışalım. Bakalım orda neler yapıcaz, tek sorun klan adına bir türlü karar verememiş olmamız (benim isim teklifim: Janissaries). Keyifli oyun sonuç olarak, PC'ye de çıktı geçenlerde. FPS ve CS seviyorsanız bi denemenizi salık veririm. Ancak single player'ına değil, multiplayer'ına kefilim, ona göre. Xbox Live'da kapışmak isteyeni de seve seve tepeleriz ayrıca.

Elime bi geçirsem keyiften dvd'sini ısıracağım diğer oyunlar da şunlar:
Assassin's Creed
Mass Effect
Guitar Hero II
Overlord



Its time to change
It can't stay the same
Revolution is my name
It will never change
So here it stays
Forever is my name
Pantera - Revolution Is My Name

20 Nisan 2007

23 Nisan

23 Nisan’da Kuran okuma yarışması iptal.

Hala yorum yapmıyorum.
Ağır konuşucam çünkü bu kafadaki insanlar hakkında.

Kuran okuma yarışması yapacak başka yer ve gün kalmadı sanki.

Cumhuriyet değerlerine saldırmak için böyle hiçbir fırsatı kaçırmayanlar, kendi değerlerini paylaşmayanların boğazını kesiyor, inanabiliyor musunuz?

Ben inanamıyorum hala olan bitenlere...

19 Nisan 2007

Yorumsuz 2 haber

23 Nisan
"Yıllarca 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda, dünya çocuklarının şenliklerine sahne olan Atatürk Spor Salonu’nda, bu yıl 23 Nisan’da Kuran okuma yarışması yapılacak."





Tandoğan mitinginde TV raporu

Canlı yayınlayanlar
Kanaltürk 12 saat 35 dakika 36 saniye
Sky Türk 7 saat 27 dakika 6 saniye
Habertürk 1 saat 7 dakika 56 saniye
CNN TÜRK 1 saat 2 dakika 13 saniye
NTV 41 dakika 36 saniyeTRT 2 20 dakika 37 saniye

Ana haberde verenler
Kanal D 16 dakika 40 saniye
Star 9 dakika 44 saniyeATV 8 dakika 52 saniye
Show TV 4 dakika 27 saniye
TRT1 2 dakika 18 saniye

(Bir not düşeyim, dünkü AKP MKYK toplantısında Kanaltürk muhabirleri içeri alınmamış. Fesat düşünmeyin canım, sadece tesadüf olsa gerek.)

30 Mart 2007

25.6 Tb/s!


Bugün veri aktarımı ile ilgili yeni bir rekor haberi okudum. Türkiye'nin internet çıkışının 128 Kb/s oldugu günleri çok iyi hatırladığımdan bu rekora izninizle "oha ohaaa!" demek istiyorum. Önceki rekor olan 14 Tb/s, Alcatel-Lucent'in Amerika ve Fransa'daki araştırmacılarının ortak yürüttükleri bir proje ile tarihe gömüldü. Yeni rekor tek bir fiberoptik kablo üzerinden 25.6 Tb/s transfer hızı! Yani saniyede 25.6 Terabit. Bu size hala çok anlamlı gelmediyse şu şekilde izah edeyim, bu hızla 1 saniye içinde bir bilgisayardan diğerine 600 adet DVD içeriğini aktarabilirsiniz. Elbette bilgisayarınızdaki donanımların bu hıza yetişebildiğini düşünürsek.

Bir diğer haber ise bugün gordüğüm ve Nisan ayında piyasaya çıkacak bir elektronik musiki cihazı. Aslında yaptığı iş çok basit ama zekice. Analog radyo sinyalini alıp dijital olarak işleyip size şarkılarınızda ve mix'lerinizde kullanabileceğiniz efektler hazırlıyor. Fiyatı profesyonel olamayan birisi için biraz yüksek ama şu aleti alıp oynamayı çok isterdim.

Son olarak süper bir ürün daha; buzdan shot bardağı. Bir fikir ne kadar basitse o kadar çarpıcı oluyor genelde. Haliyle bu fikrin de hastası oldum ve elbette neden benim aklıma daha önce gelmedi diye kıskandım.

Gadget haberleri ile ilgili siteleri ve blog'ları gezdikçe hergün böyle n tane şey görüyor insan. Hepsinin ayrı ayrı hastasıyız.

16 Mart 2007

Tarihte bugün

16 Mart 1968'de Amerikalı bir birlik, Vietnam'ın My Lai köyünde çoğu yaşlı, kadın, çocuk ve bebek olan yüzlerce sivili öldürdü. Kesin sayı bilinmemekle birlikte, ölenler için dikilen anıtta 504 isim yer almaktadır. Olay tarihe My Lai Katliamı olarak geçti.

Geometry Wars

Kaç yılıydı hatırlamıyorum, 1986 falan olması lazım herhalde, Orta 1'deyken ilk bilgisayarım Sinclair ZX Spectrum+ alınmıştı. Tabi ben bir heyecan oyunlara ve Basic ile programlamaya girişmiştim. Programlama işi sonradan ekmek kapım oldu ve oyunlar kendimi bildim bileli beni eğlendirmeye devam etti.

Tetris çıktığı zaman TRT'de haber olduğunu hatırlayacak kadar eski oyuncuyum anlayacağınız. Her türlü oyun elimden geçti, yeni ve yaratıcı oyunlar her zaman beni heyecanlandırdı. Real Time Strategy ve First Person Shooter gibi sonradan ana akım olacak türlerin doğuşuna şahit oldum (bilen var mı bakalım, bu iki türün ilk oyunları nedir?). Eğlenceli zamanlardı ancak oyun sektörünün "iyi oyun" anlayışının zamanla yaratıcılıktan grafik kalitesine gidişini gördükçe de üzüldüm.

Ancak, şu aralar xbox360'da oynadığım, yukarda screenshot'ını gördüğünüz Geometry Wars kadar zor bir oyun hayatımda görmedim. Oyunu ilk açtığımda 30 saniye kadar hayatta kalabildim ve 4 dakikalık demo süresini bitirmem haftalar aldı. Kendi kendime söz vermiştim, "demosunu bitirmeyi becerebilirsem bu oyunu satın alacağım" diye, nihayet bitirip aldım. Fakat hala rezil oynuyorum, insanların YouTube'da oyunla ilgili videolarını görünce şaşırıyorum, nasıl o skorları yapabiliyorlar diye.

İki ihtimal var, ya yaşlanıyorum ve reflekslerim yavaşlıyor, ya da bu oyun gerçekten çok zor.
Evet evet, oyun çoook zor.


Şimdiye kadar yapılan en pahalı oyunun 70.000.000 dolara malolduğunu biliyor muydunuz?

09 Mart 2007

Kişisel gelişim

Muzo says:
Acu
acu says:
hmm?
Muzo says:
insanın uzun saçlı bi abisi olması nasıl bi duyguydu?
acu says:
süferdi çünküm seninle saçlarımızı ahenkle dans ettirebiliyorduk
acu says:
niye sordun? gene mi uzuyorlar?
Muzo says:
ehem, korkarım evet
acu says:
euhe

06 Mart 2007

Sis


80'lerin ortası olması lazım çünkü çok küçüktüm. Annem ve babam kitap sevgisini daha okumayı yeni öğrendiğim zamanlarda bana aşıladığı için o yaşlarda bile kitaplar benim için çok önemliydi. Bir gün babamla birlikte bir pazar yerinde dolanıyorduk, hayal meyal hatırlıyorum, daha çok bit pazarı tadında bir mekandı. Satıcılar malları yerlere saçmış, herkes birbirinden alakasız şeyler satıyordu. Yerdeki bir tezgahta artık parça pinçik olmuş, nerdeyse sayfaları dağılmak üzere olan bir kitap gördüm ve babama almak istediğimi söyledim. Kitabı eve getirdikten sonra hemen tamirata başladım ve mümkün olduğunca derli toplu bir hale getirdikten sonra okumaya koyuldum. Kitap Stephen King'in "O" adlı romanıydı ve King'le işte bu şekilde tanıştım. Sonraki yıllarda da bütün kitaplarını okudum.

Elbette hepsi birbirinden güzeldi ama çoğunlukla kısa hikayelerini biraz daha fazla severdim. Bunlardan Sis (Mist) okurken çok keyif aldığım, bittiğinde beni hayal dünyamda gezintilere çıkaran harika bir hikayeydi. Az önce filminin çekildiğini ve bu sene gösterime gireceğini öğrenince bu anılarım canlandı işte.

Ancak King kitapları aslında sadece eğlenceden ibarettir. Beni en çok etkileyen, hatta belki de hayatımı değiştiren başka bir yazardır ve kendisiyle ilgili en kısa zamanda birşeyler yazacağım.
 

Sample text

Sample Text

Sample Text

Kendi halinde, sıradan, hayatın koşturmacası içinde yuvarlanıp giden, çocuk ruhlu ve hiç büyümek istemeyen bir adam burada içini döküyor...